Hükümet milletin anlam veremediği derecede bir azim ve kararlılıkla sözde demokratik açılımlar peşinde koşadursun, bu memleketin insanları o açılımı kendi arasında yapalı yüzyıllar oldu. Siyasetin pisliği, siyasetçilerin kendi hırsları uğruna yarattıkları nifak tohumları bu halkın üstüne bulaşmadıkça da bu durumun değişmeyeceğine dair inancım büyük.
Hayat yalnızca çalışmaktan ibaret değil. Akıllı yöneticilerin de hep savunduğu tez; Ara sıra baltayı bilemek lazım. Gerek ramazan çoşkusunu daha derinden tadabilmek, gerekse gurbette büyüyen memleket ve memleketli hasretini bir nebze dindirebilmek adına geçen hafta İftar saatinde soluğu Sultanahmet Meydanında aldım. Yer bulabilen seyyar lokantaların masalarında, bulamayanlar veya daha rahat bir iftar etme düşüncesinde olanlar ise çimlerin üzerine serdikleri sergenlerin minderlerin üstünde, büyük bir huşu ile ezan-ı muhammedi’nin yankılanışını gözlemekteydi. Ezanla birlikte dualar edildi, sıcak havanın verdiği dayanılmaz hararetin de etkisiyle sular büyük bir iştahla yudumlandı ve oruçlar açıldı. İstisnasız herkesin yüzünde hoş bir tebessüm ve huzur.
- Afedersiniz, tuzunuzu alabilir miyim?
- Elbette buyrun,
- Çok sağolun, siz de şu tatlılardan almaz mısınız? Bizim memlekete hastır.
- Çok teşekkürler, Allah kabul etsin.
- Amin cümlemizinkini inşallah.
Omuz omuza vermek, paylaşımcılık, kültürel açıdan ortak paydalar, milli birlik ve beraberlik… Ezan okunurken herkes ellerini semaya açtı ve dua etti. ‘Ya Rabbi. Sen bu mübarek günün yüzü suyu hürmetine, sofrasında katıksız ekmekle iftar edenlere Halil İbrahim bereketi nasip eyle’. Kimse ‘Allahım fakirlerin sadece Türk olanlarına nasip eyle’ demedi, ‘Ya Rab, sen bu mübarek günün yüzü suyu hürmetine kendi federasyonumuzu kurmayı nasip et’ de demediğine eminim.
Sultanahmet meydanında o gün Türk de vardı, Kürt de, Laz da vardı, Arap da, Çeçen, Kabardey de vardı, Zaza da. O gün orada olup da bu mükemmel tablodan her yıl aynı derece etkilemeyen bir insan olmadığına şüphem yok. Muhtaç olduğumuz kudret gerek damarlarımızdaki asil kanda, gerekse köklü kültürümüzde, inancımızda fazlasıyla mevcut. Devletin milletten ibaret olduğuna ilişkin tanım, sadece okul kitapları üzeride kalmayıp aksiyona dönüştüğü gün, kültür ve inanç zengini bu millet açılımın ağa babasını gerek içerdeki, gerek dışardaki kargaşa dövüş şakşakçılarına ısıtıp ısıtıp öğretmesini bilecek niteliktedir.
Yüce Allah fitne çıkarana da, fitneye ayak uydurana da fırsat vermesin.
