Anadolu, tarih boyunca irili ufaklı uygarlıkların merkezi, ekonomik, toplumsal, dinsel, siyasal ve kültürel geçiş noktası olmuştur. Bu durum, Anadolu’nun kültür ve tarih mirası merkezi olmasında etkili olmuştur. Anadolu’da turizm kavramı ilk olarak İstanbul – Paris şark demiryolunun faaliyete geçtiği 1870 senesinde teaffuz edilmeye başlanmıştır. Akabinde modern anlayışı benimsemiş Pera Palas oteli hizmete girmiş, aynı tarihlerde iki de uluslararası seyahat acentası açılmıştır. Birinci Cihan Harbi ve Kurtuluş Savaşı sebebiyle turizm faaliyetleri durmuş, Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan ulaşım atılımlarıyla sektör yeniden kıpırdama eğilimi göstermeye başlamıştır. Yine bu yıllarda kurulan Türkiye Seyyahın Cemiyeti, ülkenin turizm politikalarını yönlendiren faktör olarak ortaya çıkmıştır. 1957 senesinden itibaren sektör, bakanlık düzeyinde ele alınmaya başlanmış, fakat bu gelişme de sektörün büyük bir potansiyel olmasına imkan sağlayamamıştır. 1950 yılında ülkemizi ziyaret eden turist sayısı 28.000, 1970′de 724.000, 1980′de ise 1.228.000 dolaylarında kalmıştır.
Turizm sektörünün önemi 1980′li yıllarda daha iyi kavranmaya başlamış, ciddi sektörel atılımlar da bu tarihten sonra atılmaya başlanmıştır. Tanıtım, altyapı, ve yatırımlar hızlanmış, geç de olsa Türkiye’nin turizm potansiyelinin geniş yelpazesinin farkına varılabilmiştir. Yatırımlar özellikle Antalya, Muğla ve İstanbul çevresinde yoğunlaşmaya başlamış, kıyı turizmine önem verilmiştir.
90′lı yıllara gelindiğinde Türkiye artık turizm hususunda Avrupa’da kendinden söz ettiren bir ülke konumuna gelmiş, sektörel markalaşma çalışmaları da ivme kazanmıştır. Sektör, yerli ve yabancı yatırımcıların gözdesi haline gelmiştir.
ÜLKEYE GİRİŞ YAPAN YABANCI TURİST SAYISI
2000 – 2006
DEVAM EDECEK …
